|
Abimle kızı İpek'i, balayı gezmesi için, Mağara'ya götürüyorum. Mağara bizim köyün doğusunda, yaklaşık, iki kilometre uzaklıkta. Bizim köy Ceyhan'ın Burhanlı köyü. Mağara'nın güzelliklerini , onlara tanıtırken, taş yatakları gösteriyorum, onlara. birden hava kararıyor. Abim ve İpek karanlığa doğru, Mağara'nın yukarılarına çıkarken, ben arabanın yanına iniyorum. Ama arabanın arkasına doğru bir beyaz arabada,bir kadın ve avcılar iniyor. Ben gayet yüreklice, yanlarına yaklaşıyorum. Abimlerin bir an önce, yanıma gelmesi için endişeleniyorum. Benim korkmadığımı görünce, avcılar da beni görmezden geliyor. Bu arada abimler de yanıma geliyor. Rahatlıyorum.
Sonra Mağara'nın, başka bir bölümüne geliyoruz. Bir kısım insanlar yanımıza geliyor. Bir kısmı tanıdık, bir kısmı yabancı. Onlara buradaki eskiden, toplayıp yediğimiz, gelinalı bitkisinden bahsediyorum. Bir yağmur esnasında, pamuk çapalayan işçilerin, buraya sığınmak için geldiklerinde, bacak kalınlığında, yılan kabuğunu görüp, nasıl gerisin geriye korkup, kaçtıklarını, bağıra bağıra anlatıyorum. Beni ilgi ve hayretle dinliyorlar.
Abimin hanımı bizi evde bekliyor Bu arada İpek'in eşyalarını, ve iki takım okey tahtalarını, bir torbaya yerleştirmeye çalışıyorum. Bir mobilet üzerine güzelce koyuyorum Mobiletin ön tarafı çok geniş. Bir çok eşya alıyor. Yanımda Altay, Koray ve Efe de var. Efe Abimin, diğerleri benim oğullarım. Abi, sen İpek'le arabayla, biz de çocuklarla, mobiletle gideriz, diyorum. Sonra da, biz daha kalabılığız, arabaya biz, mobilete abimler biner, diye düşünüyorum. Uyanıyorum.
Ahmet ABASIKELEŞ
|
2007-08-22 20:10:56 - selam